Dergiler / Adli Tıp Bülteni / 2020 / Cilt: 25 - Sayı: 2
Polisiye Romanlarda Ölüm Nedeni Olarak Zehir ve Yüksek Doz İlaç: Agatha Christie ve Ahmet Ümit Eserlerinin Karşılaştırılması
- Dergi
- Adli Tıp Bülteni
- Sayfa
- 90–98
- DOI
- —
Özet
Amaç: Bu araştırmada Batı ve Türk edebiyatından polisiye eserlerde ölüm nedeni olarak zehir ya da yüksek doz ilaç kullanımının karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Polisiye roman örnekleri olarak Agatha Christie ve Ahmet Ümit’in eserleri incelendi. Cinayet silahı ve ölüm nedeni olarak zehir ya da yüksek doz ilaç kullanımı olup olmadığı, varsa bu ilaç ve maddelerin özellikleri ile zehirlenme bulgularının eser içerisinde veriliş şekli karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Bulgular: Agatha Christie romanlarında çeşitli zehir ve ilaçların, kurbanın yemeğine ya da içeceğine karıştırılarak verildiği görülmektedir. Kurbanların ölüm nedenleri “Şampanyadaki Zehir”, “On Küçük Zenci”, “Ve Ayna Kırıldı”da siyanür; “Koltuktaki Ölü”, “Sonunda Ölüm Geldi” romanlarında morfindir. Agatha Christie’nin diğer romanlarında striknin, taksin, talyum, fosfor, arsenik, baldıran otu, yüksük otu, güzel avrat otu ile barbitürik asit içeren bir ilaç cinayet silahı olarak kullanılmıştır. Ahmet Ümit romanlarında ise kurbanı öldüren zehir terkipleri yerine bıçak, tabanca gibi cinayet silahları karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan Ahmet Ümit’in “İstanbul Hatırası” romanında kurbanların öldürülmeden önce kısa etkili bir anestezik olan propofol ile,“Kırlangıç Çığlığı”nda ise nöromüsküler blokerlerden mivaküryum ile etkisiz hale getirildikleri görülmektedir. “Sultanı Öldürmek” romanında ana tema Fatih Sultan Mehmet’in afyon veya benzeri bir madde ile zehirlenerek öldürülmüş olabileceği iken bu romanda da cinayet silahı bir mektup açacağıdır. Sonuçlar: Zehir ve yüksek doz ilacın cinayet silahı olarak kullanımı Agatha Christie eserlerinde dikkat çekici olarak karşımıza çıkmakta iken Ahmet Ümit’in sayılı romanında kısa süreli olarak bazı ilaçların kullanıldığına dair ifadelere rastlanmıştır. Zehirle öldürmek, Osmanlı tarihinde gizemli bir konu olsa da, Türk toplumsal suç anlayışı açısından yabancı bir unsur olarak yorumlanabilir.
Abstract
Objective: The aim of this study was to compare the use of poison or high-dose drugs as the cause of death in Western and Turkish literature. Materials and Methods: The works of Agatha Christie and Ahmet Ümit were examined as examples of crime novels. The use of poison or high-dose drugs as the murder weapon and cause of death, the properties of these drugs and substances, and the fidings of poisoning were given in the work were evaluated comparatively. Results: In the Agatha Christie novels, various poisons and drugs were given by mixing them into the victim’s food or drink. The victims ‘ causes of death were cyanide in “Ten Little Niggers (And Then They Were None)”, “Sparkling Cyanide” and “Mirror Crack’d from Side to Side”; and morphine in “Sad Cypress” and “Death Comes as the End”. In Agatha Christie’s other novels, strychnine, taxine, thallium, phosphorus, arsenic, hemlock, aconitine, belladonna, physostigmine, nicotine and a drug containing barbituric acid were used as the murder weapon. In the novels of Ahmet Ümit, murder weapons such as knives and pistols appeared instead of poisonous preparations that kill the victim. On the other hand, Ahmet Ümit’s novel “İstanbul Hatırası” mentioned that the victims were incapacitated with the short-acting anesthetic propofol, before being killed, and with the neuromuscular blocker mivacurium in “Kırlangıç Çığlığı”. The main subject in the novel “Sultanı Öldürmek” was that Fatih Sultan Mehmet was killed by poisoning with opium or with a similar substance, while in this novel the murder weapon was a letter opener. Conclusion: The use of poison and high-dose drugs as a murder weapon is noteworthy in the works of Agatha Christie, while in only a few novels of Ahmet Ümit there have been statements about the use of certain drugs for a short period of time. Although killing with poison is a mysterious subject in Ottoman history, it can be interpreted as a foreign element in terms of the Turkish conception of crime.