Dergiler / Bakırköy Tıp Dergisi / 2009 / Cilt: 5 - Sayı: 3

Effectiveness of contrast enhanced power doppler ultrasonography in the flaccid penile state

Flask peniste eko-kontrastli power doppler ultrasonografinin etkinliği

Sayfa
106–108
DOI
—

Özet

Amaç: Flask penis durumunda yapılan kontrastlı power Doppler ultrasonografinin (CE-PDU) erektil disfonksiyon (ED) tanısı ve vasküler patoloji ayırıcı tanısındaki etkinliğini araştırmak. Gereç ve Yöntem: Erektil disfonksiyonlu 20 hastanın rutin değerlendirmesinin ardından her korporal ünitenin kavernozal arterlerinden başlangıçta, eko-kontrast ajan sonrasında ve vazoaktif ajan sonrasında olmak üzere tepe sistolik hız değerleri (sırasıyla PSV1, PSV2 ve PSV3) ölçüldü. End diyastolik hız (EDV) sadece vazoaktif ilaç enjeksiyonundan sonra ölçüldü. Vasküler patoloji PSV3 ve EDV değerlerine gore sınıflandırıldı. Bulgular: PSV1 hastaların %58 ve PSV2 %93’ünde ölçülmesine rağmen PSV1, PSV2 ve PSV3 ölçülme oranları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. PSV3, PSV1 ve PSV2 değerlerinden istatistiksel olarak farklıyken PSV 1 ve PSV2 arasındaki fark anlamsızdı. Vasküler subgruplar arasında PSV1 değerleri farklı değildi, fakat PSV2 ve PSV3 değerleri anlamlı derecede farklıydı. Sonuçlar: Bu çalışmaya gore istatistiksel olarak anlamlı olmasa da CE-PDU klasik power Doppler ultrasonografi ile karşılaştırıldığında flask penisde daha fazla arteriyel sinyal gösterebilmekte ve flask peniste PSV için bir eşik değeri saptamada ve böylece ED ayırıcı tanısında ümit verici bir teknik gibi gözükmektedir.

Abstract

Objective: To investigate the effectiveness of contrast-enhanced power Doppler ultrasonography (CE-PDU) in diagnosing erectile dysfunction (ED) in the flaccid penile state, and in differentiating vascular pathology. Material and Methods: After routine evaluation of 20 patients with ED, peak systolic velocity (PSV) values were measured at baseline (PSV1), after echo-contrast agent (PSV2), and after vasoactive agent (PSV3) on the cavernosal arteries for each corporeal unit. End diastolic velocity (EDV) was only measured after vasoactive drug injection. Vascular pathology was classified according to PSV3 and EDV values. Results: PSV1 was measured in 58% and PSV2 in 93% of the patients, although the differences among the measurement rates of PSV1, PSV2 and PSV3 were not statistically significant. The PSV3 value was statistically different from those of PSV1 and PSV2, while the difference between PSV1 and PSV2 was insignificant. Among vascular subgroups PSV1 values were not different, but PSV2 and PSV3 values were significantly different. Conclusion: According to this study CE-PDU could show much more arterial signals in the penile flaccid state compared to classical power Doppler ultrasonography, though it was not statistically significant, so it seemed to be a promising technique in determining a cut-off value for PSV in the penile flaccid state, thus in making differential diagnosis of ED.

Anahtar kelimeler: Tanı, ayırıcı,Ultrasonografi, doppler,Erektil disfonksiyon