Dergiler / Bakırköy Tıp Dergisi / 2012 / Cilt: 8 - Sayı: 3

Diagnosis and treatment of iatrogenic bile duct injuries

İyatrojenik safra yolu yaralanmasında tanı ve tedavi

Sayfa
116–122
DOI
—

Özet

Amaç: İyatrojenik safra yolu yaralanmaları hepatopankreatikobiliyer, gastroduodenal ve safra kesesi ameliyatları gibi üst gastrointestinal sistem cerrahileri sırasında gelişebilen bir komplikasyondur. Bu çalışmada amacımız, bu tip cerrahi müdehaleler sırasında gelişen safra yolu yaralanmaları olan hastalarımızda uyguladığımız tanı ve tedavi yöntemlerini değerlendirmektir. Materyal ve Method: Ocak 2005 ve Ocak 2012 tarihleri arasında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nde iyatrojenik safra yaralanması nedeniyle tedavi edilen hastalar; demografik verileri, yaralanma nedeni, tanı konulma zamanı, klinik ve laboratuvar değerleri, Strasberg sınıflamasına göre safra yolu yaralanma tipleri, tanı araçları, tedavi yöntemleri, hastanede yatış süreleri, mortalite ve morbidite oranları açısından geriye dönük olarak değerlendirildi. Bulgular: İyatrojenik safra yolu yaralanması olan toplam 42 hastanın 21’i kadın ve yaş ortalaması 52.9 (24-81 yaş) idi. Bu yaralanmaların 38’i (%90.4) kolesistektomi ameliyatı sırasında meydana gelmişti. Bu 42 hastanın 25’inde Strasberg Tip A sınıfı yaralanma tespit edildi (%59.%). Hastaların 35’inde yaralanma ameliyat sonrası dönemde tespit edilebildi. Tanıda transabdominal ultrason ilk basamak tanı aracı olarak kullanıldı ancak kesin tanı aracı genel cerrahi ekibi tarafından yapılan endoskopik retrograd kolanjiyopankreatikografi idi. Hastaların 10’u klasik cerrahi yöntemler ile tedavi edildi (%23.8). Cerrahi dışı minimal invazif yöntemler için uygun durumdaki 32 hasta ise endoskopik retrograd kolanjiyopankreatikografi ve perkütanöz transhepatik kolanjiyografi ile tedavi edildi (%76.2). Sonuç: İyatrojenik safra yolu yaralanmaları genellikle bir üst gastrointestinal sistem cerrahisi sırasında gelişebilen ve tanısının konulması ameliyat sonrası geç dönemlere kadar uzayabilen bir cerrahi komplikasyondur. Bu durum klasik cerrahi yöntemler ile tedavi edilebileceği gibi günümüzde uygun vakalarda endoskopik ve perkütanöz cerrahi dışı yönetemlerle de tedavi edilebilmektedir.

Abstract

Objective: Iatrogenic bile duct injuries may occur during the hepatopancreaticobiliary surgery, gastroduodenal surgery and cholesystectomy. We aimed to evaluate the diagnosis and the treatment of our patients who developed bile duct injuries through such surgical interventions. Materials And Methods: The patients treated for iatrogenic bile duct injury in Bakırköy Dr. Sadi Konuk Training and Research Hospital General Surgery Clinics between January 2005 and January 2012 were retrospectively evaluated in terms of demographics, the causes of the injury, time of diagnosis, clinical and laboratory findings, types of bile duct injuries according to Strasberg classification, diagnostic tools, treatment methods, length of hospital stay, morbidity and mortality rates. Results: Of 42 cases, 21 were female, with a mean age of 52.9 (24-81). Thirty eight of these injuries occurred due to cholecystectomy (90.4%). Twenty five of these 42 cases were Strasberg Type A injuries (59.5%). In 35 patients iatrogenic bile duct injury was detected after the surgery. Abdominal ultrasonography was used as the first-line diagnostic tool and endoscopic retrograde cholangiopancreaticography which was performed by the surgical team was used as a method for definitive diagnosis. Of the subjects who were diagnosed with this injury, 10 were surgically treated (23.8%). The remaining 32 suitable patients for non-surgical methods were treated by endoscopic retrograde cholangiopancreatography and percutaneous transhepatic cholangiography (76.2%). Conclusion: Iatrogenic bile duct injury is a surgical complication that may usually develop after the upper gastrointestinal surgery and that may be diagnosed in the later stage of the post-operative period. This condition can be treated non-surgically in appropriate cases with endoscopic and percutaneous transhepatic methods as well as surgical interventions.