Dergiler / Bakırköy Tıp Dergisi / 2019 / Cilt: 15 - Sayı: 2
Kawasaki Hastalığında Koroner Arter Tulumunun Belirlenmesinde Lenfosit Monosit Oranının Değeri Kawasaki Hastalığı: Lenfosit Monosit Oranı
- Dergi
- Bakırköy Tıp Dergisi
- Sayfa
- 182–186
- DOI
- —
Özet
Amaç: Koroner arter tutulumu (KAT), Kawasaki hastalığının (KH) en önemli komplikasyonunu oluşturmaktadır. KH’nin oluşumu ve progresyonunda çeşitli enflamatuvar biyobelirteçler tanımlanmıştır. KAT’nin tanısal doğruluğuna yardımcı olmak ve KH’de prognoza yönelik bilgi sağlamak için yeni inflamasyon biyobelirteçlerini keşfetmek önemlidir. Lenfosit monosit oranı (LMO), çeşitli kanserlerde, kardiyovasküler ve inflamatuvar hastalıklarda belirteç olarak araştırılan inflamasyonu değerlendirmek için kullanılabilen, basit ve ucuz bir yöntemdir. Bu çalışmada, LMO’nun, KH olan çocuklarda KAT için bir risk faktörü olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Yöntemler: 2005 ile 2016 yılları arasındaki KH olan çocuklar geriye dönük olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, KH’nin tanısal klinik özellikleri, laboratuvar bulguları, intravenöz immünoglobulin tedavi öncesi gelişen komplikasyonlar kaydedildi. Hastalar KAT gelişme durumuna göre iki gruba ayrıldı. LMO periferik yaymadaki lenfosit sayısının, monosit sayısına bölünmesiyle hesaplandı. KAT için risk faktörlerini belirlemek ve diğer değişkenlerin olası etkisini dışlamak için tek değişkenli analizdeki anlamlı değişkenler ile çok değişkenli analiz yapıldı. Bulgular: LMO, KAT olan hastalarda, KAT’si olmayan hastalarla karşılaştırıldığında anlamlı olarak düşüktür (p<0,05). LMO, KAT gelişmesi için çok değişkenli analizde tek bağımsız değişken olarak bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, KH’si olan çocuklarda düşük LMO ile koroner arter tutulumu arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. LMO’nun, klinik pratikte koroner arter tutulumunu gösteren kolay ve ucuz bir belirteç olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz.
Abstract
Objective: Coronary artery abnormalities (CAA) are critical complication of Kawasaki disease (KD). Several inflammatory biomarkers have been identified for occurrence and progression of KD. Discovering new biomarkers of inflammation becomes important in order to help diagnostic accuracy of CAA and to provide prognostic information for KD. LMR, are simple and inexpensive methods for assessing inflammation, which have been also investigated as predictors of several cancers, cardiovascular and inflammatory diseases. In this study we aimed to investigate whether LMR is a risk factor of CAA of KD. Methods: We retrospectively reviewed patients with KD from 2005 to 2016. Demographic features, diagnostic clinical features of KD, laboratory findings, complications were recorded prior to IVIG administration. The patients were divided into two groups according to the development of CAA. The LMR was calculated by dividing the number of lymphocytes by the number of monocytes in the peripheral blood count. To identify CAAs risk factors, and to exclude the possible influence of other variables, multivariate analysis was performed by entering significant variables from the univariate analyses. Results: LMR was significantly lower in patients with CAA comparison to the patients without CAA (p<0.05). LMR was found as the only independent variable in multivariate analysis to determine CAA. Conclusion: The fiindings of this study showed a relationship between lower LMR and a high risk of CAA in children with KD. We suppose that LMR can be used as a predictor of coronary arter involvement in KD as a readily available and inexpensive marker in clinical practice.