Journals / Mukaddime / 2026 / Cilt: 17 Sayı: 1

The Second Beloved” in Early Mevlevi Sources: Shaykh Ṣalāḥ al-Dīn al-Zarkūb al-Qūnawī

Mevleviliğin İlk Kaynaklarına Göre Maşûk-ı Sânî Şeyh Salahaddîn-i Zerkûb

Journal
Mukaddime
Pages
85–106
Publication Date
2026-05-22
🏛️Bibliographic metadata and full text access for this article are provided via DergiPark.
DergiPark Record ↗

Abstract

This study explores the role and significance of Shaykh Ṣalāḥ al-Dīn al-Zarkūb al-Qūnavī in the spiritual trajectory of Mawlānā Jalāl al-Dīn Rūmī, focusing particularly on how he came to fill the void left by Shams al-Dīn al-Tabrīzī. After encountering Shams, Rūmī ascended to the rank of maʿshūqiyyah (the state of the beloved), reaching an elevated level of spiritual refinement. However, the jealousy and hostility shown by some disciples led to Shams’s departure and mysterious disappearance, which plunged Rūmī into a profound inner crisis. Ṣalāḥ al-Dīn—known as “Zarkūb” due to his profession as a goldsmith—had previously been a devoted disciple of Rūmī’s first spiritual guide, Sayyid Burhān al-Dīn Muḥaqqiq al-Tirmidhī. Following Shams’s disappearance, Rūmī perceived a reflection of Shams’s spiritual luminosity in Ṣalāḥ al-Dīn and found tranquility in his companionship. Their close spiritual relationship continued for nearly a decade, during which Rūmī appointed Ṣalāḥ al-Dīn as his khalīfah (successor) and instructed his followers—including his son Sulṭān Walad—to pledge obedience to him. Rūmī further strengthened this bond by arranging the marriage of his son Sulṭān Walad to Ṣalāḥ al-Dīn’s daughter, Fāṭima Khātūn, and he showed exceptional affection toward Ṣalāḥ al-Dīn’s family, especially Fāṭima and Hadiya Khātūn. Despite this intimate connection, Ṣalāḥ al-Dīn faced similar resentment to that which had previously been directed toward Shams. He was accused of illiteracy, mocked for allegedly misreciting the Fātiḥah, and even became the target of plots against his life. Rūmī responded strongly to such opposition, as reflected in Fīhi mā Fīh, where he described Ṣalāḥ al-Dīn as “the essence of spiritual delight.” After serving as Rūmī’s successor for ten years, Shaykh Ṣalāḥ al-Dīn passed away in 657/1258, and in accordance with his final wishes, his funeral was conducted joyfully, accompanied by drums and tambourines, symbolizing a ceremonial ʿurs rather than an occasion of mourning.

Özet

Bu çalışma, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin hayatında önemli bir yer edinen ve onun manevî dünyasında meydana gelen boşluğu dolduran Şeyh Salahaddîn-i Zerkûb-ı Konevî’nin, Mevlânâ ile ilişkisini ve bu ilişkinin tasavvufî yolculuğundaki konumunu incelemektedir. Mevlânâ, Şems-i Tebrizî ile tanışmasıyla birlikte mâşûkluk mertebesine yükselmiş; ancak Şems’in müritlerin baskı ve kıskançlığı sebebiyle Konya’dan ayrılması ve ardından bir daha görünmemesi, onda derin bir manevî kırılmaya yol açmıştır. Altın işlemeciliğiyle meşgul olduğundan dolayı “Zerkûb” lakabıyla bilinen Salahaddîn, aynı zamanda Mevlânâ’nın ilk mürşidi Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî’nin de sadık bir talebesiydi. Şems’in kaybolmasından sonra Mevlânâ, Salahaddîn’de Şems’in manevî yansımasını sezmiş; onunla iç huzur bulmuş ve yaklaşık on yıl sürecek yakın bir sohbet ve dostluk kurmuştur. Bu süreçte Mevlânâ, Salahaddîn’i halife tayin etmiş; oğlu Sultan Veled başta olmak üzere tüm müridlerine ona bağlılık göstermelerini emretmiştir. Mevlânâ, Salahaddîn’in kızı Fâtıma Hatun’u Sultan Veled ile evlendirerek aralarında akrabalık bağı da tesis etmiştir. Bunun yanında Salahaddîn’in ailesine, özellikle Fâtıma Hatun ve Hediye Hatun’a büyük hürmet göstermiştir. Şems’te olduğu gibi Salahaddîn de bazı müritlerin kıskançlık ve reddiyelerine maruz kalmış; ümmî olduğu, Fâtiha’yı dahi doğru okuyamadığı şeklindeki ithamlarla eleştirilmiş ve hatta öldürülmek istenmiştir. Mevlânâ ise Fîhî mâ Fîh’te bu muhalif tavırlara sert şekilde karşı çıkmış ve Salahaddîn’i “zevkin özü” şeklinde nitelemiştir. Yaklaşık on yıllık halifeliğin ardından 657/1258 yılında vefat eden Şeyh Salahaddîn’in defin merasimi, vasiyeti doğrultusunda bir “düğün” neşesiyle, def ve davullar eşliğinde gerçekleştirilmiştir.

Keywords
🔖

Cite This Article

Özdemir, E. (2026). The Second Beloved” in Early Mevlevi Sources: Shaykh Ṣalāḥ al-Dīn al-Zarkūb al-Qūnawī. Mukaddime, Cilt: 17 Sayı: 1, 85–106. https://doi.org/10.19059/mukaddime.1833895

📄 Full Text PDF Viewer

References (11)

  1. Eflâkî, A. (2006). Menakıbu’l-Ârifîn (T. Yazıcı, Çev.). Kabalcı.
  2. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî. (1389). Mesnevî-i Manevî (Tevfik Sübhânî, Ed.). İntişârât-ı Rûzneh.
  3. Mevlânâ Celâleddin Rûmî. (2014). Fihi ma-fih (A. Gölpınarlı, Çev.; 6.baskı). İnkılap Kitabevi.
  4. Özmen, A. (2022). Sultan Veled Divanı’nda Şeyh Selâhaddîn-i Zerkûb’a Yönelik Methiyeler. Doğu Araştırmaları, 2(26), 143-165.
  5. Sahih Ahmed Dede. (2003). Mevlevîlerin tarihi: Mecmûatü’t tevârîh’l mevleviyye (C. Zorlu, Ed.; 1. baskı). İnsan Yayınları.
  6. Sipehsalar Mecdeddin Feridun. (2011). Mevlana ve Etrafındakiler (T. Yazıcı, Çev.). Pinhan.
  7. Subaşı, Ö. (2016). Türkiye Selçuklu Devleti’nde Güçlü Bir Kadın: Gürcü Hatun Tamara / In Turkey Seljuk State a Strong Woman: Georgian Lady Tamara. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 13(33), 384-401.
  8. Sultan Veled. (1376). Veled-nâme (C. HümâÎ, Ed.). Çâphâne-i Sitâre.
  9. Sultan Veled. (2014). İbtidâ-nâme (A. Gölpınarlı, Çev.). İnkılâp Kitabevi.
  10. Şimşekler, N. (2000). Hz. Mevlâna ve Selâhaddin-i Zerkûb. İçinde Mevlâna Panellerinde Sunulan Bildiriler. Selçuk Üniversitesi.
  11. Şimşekler, N. (2009). Sipehsâlâr, Ferîdun. İçinde Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (C. 37, s. 260). TDV Yayınları.