Dergiler / Journal of Contemporary Medicine / 2023 / Cilt: 13 Sayı: 6

Biküspid aort kapağı tanısı alan pediatrik hastalarda aort kapak morfolojisi ile aort kapak disfonksiyonu arasındaki ilişki

The association between the morphology of the aortic valve and the dysfunction of the aortic valve in pediatric patients with a diagnosis of bicuspid aortic valve

Sayfa
1095–1102
DOI
—

Özet

Amaç: Biküspit aort kapağı olarak bilinen konjenital kalp malformasyonu sık görülen bir durumdur. Bu çalışmanın temel amacı biküspid aort kapak rahatsızlığı olan çocuk ve ergenlerin demografik, klinik ve ekokardiyografik özelliklerini analiz etmektir. Ek olarak, incelenen gruplar arasında aort kökü ve çıkan aort boyutlarını değerlendirmeyi ve karşılaştırmanın yanı sıra aort kapak fonksiyon bozukluğunun düzeyini aort kapak morfolojisi ile ilişkili olarak değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Şimdiki çalışma, Çocuk Kardiyoloji Bölümü'nde ekokardiyografi kullanılarak biküspit aort kapağı tanısı konulan 18 yaş altı pediatrik hastalarda gerçekleştirildi. Bulgular: Ekokardiyografi yapılan hastaların %1,42'sinde (10.691 hastanın 152'sinde) biküspit aort kapağı tespit edildi. Bu hastaların %72,4'ü (110) erkekti. Biküspit aort kapağı olan hastalarda en sık gözlenen aort kapak morfolojisi, sol ve sağ koroner kapakçıkların füzyonuydu. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları, sağ ve non-koroner kasp füzyon kohortunun aortik annulus ve sinotubüler bileşke çapının diğer gruplara göre belirgin şekilde daha büyük olduğunu ortaya koydu. Ayrıca biküspid aort kapağı tanısı alan çocuklarda yaş, kilo ve boyun aort kökü ve çıkan aort çapı üzerinde bağımsız prediktif etkiler oluşturduğu gözlendi.

Abstract

Aim: The congenital heart malformation known as the bicuspid aortic valve is a prevalent condition. The main objective of this study was to analyze the demographic, clinical, and echocardiographic characteristics of subjects who were children and adolescents with the bicuspid aortic valve condition. Additionally, we aimed to evaluate and compare the dimensions of the aortic root and ascending aorta as well as evaluate the level of aortic valve dysfunction in relation to the morphology of the aortic valve amongst the groups studied. Materials and Methods: The present investigation was conducted among pediatric patients below the age of 18 years, who had been identified with bicuspid aortic valve through the use of echocardiography, at the Department of Paediatric Cardiology. Results: Bicuspid aortic valve was detected in 1.42% (152 out of 10,691) of patients who underwent echocardiography. Among these patients, 72.4% (110) were male. The most frequent aortic valve morphology observed in patients with bicuspid aortic valve was the fusion of the left and right coronary cusps. Conclusion: The results of our investigation have evinced that the diameter of the aortic annulus and sinotubular junction in the fusion of the right and non-coronary cusps cohort was markedly greater than that of the other groups. Moreover, it was observed that age, weight, and height exerted independent predictive effects on the diameters of the aortic root and ascending aorta in children diagnosed with bicuspid aortic valve.

Anahtar kelimeler: ergen, aort kökü, aort kapak disfonksiyonu, çıkan aort, biküspid aort kapağı, çocuklar